İşyerine köpeği getirmek: Verona'da, belediye çalışanları için artık bir gerçeklik. 1 Kasım 2026'dan itibaren yürürlüğe girecek olan "evcil hayvan politikası", Palazzo Barbieri'deki çalışanların, dört ayaklı dostlarıyla birlikte gün geçirmesine olanak tanıyacak.
Belediye meclisi, bu politikayı, 2023 yılında başlayan ve Verona'daki şehir müzeleri ve Doğa Tarihi Müzesi'nde uygulanan bir deneme projesinin ardından onayladı. Bu deneme, hem çalışanlar hem de ziyaretçiler tarafından olumlu karşılanmıştı.
Kurallar oldukça detaylı. Köpekler, tüm meslektaşların onayı olması koşuluyla, bireysel ofislerde ve ortak çalışma alanlarında bulunabilir. Ancak, doğrudan ve sürekli olarak halkla temas halinde olan alanlar, toplantı odaları, sınıflar, laboratuvarlar, tuvaletler ve dinlenme alanları köpeklerin bulunabileceği yerler arasında değildir. Köpeklerin en az üç aylık olması, hayvan kayıtlarına kayıtlı olması, mikroçip takılmış olması, sağlık karnesi, güncel aşıları ve parazit tedavileri olması ve üçüncü şahıslara verebileceği zararlara karşı bir sigorta yaptırılmış olması gerekmektedir. Tasma uzunluğu 150 santimetreyi geçemez ve 25 kilogramın üzerindeki köpekler için, sahibinin karşılayacağı bir davranış değerlendirmesi yapılması gerekmektedir.
Hayvan refahından sorumlu belediye meclisi üyesi Giuseppe Rea, bu uygulamanın çalışanlar için psikolojik faydaları olduğunu ve iş arkadaşları arasındaki ilişkileri olumlu etkilediğini vurgulamaktadır. Ayrıca, bazı köpekler için, sahibinin yanında olmak, uzun saatler boyunca evde yalnız kalmaktan daha iyidir.
Ancak, benim en çok katıldığım nokta başka bir şey: Her köpek farklıdır. Bir ofis, gürültü, telefon görüşmeleri, sürekli hareket ve tanımadığınız insanlarla doludur ve tüm köpekler bu ortama aynı şekilde uyum sağlamaz. Ayrıca, birden fazla köpeğin bir arada bulunması da her zaman kolay olmayabilir. Dahası, kilo, duygusal denge hakkında bir şey söylemez: küçük bir köpek bile, sürekli havlama, hırıltı veya huzursuzluk gibi belirtilerle stres gösterebilir. Bedeninden bağımsız olarak, her köpeğin bireysel olarak değerlendirilmesi belki daha doğru olur.
Sonuç olarak, güzel bir girişim, ancak en önemli soru her zaman aynı kalmalıdır: Benim köpeğim, orada mutlu mu?
Kaynak: Amoreaquattrozampe.it
Gururlu bir köpek sahibi olarak bu tür anketleri her zaman merakla takip ederim ve yeni Evcil Hayvan Araştırması 2024/2025 beni epey düşündürdü. Önce en önemlisi: Katılımcıların yüzde 96'sı, hayvanlarının ruhsal ve bedensel sağlıklarını iyileştirdiğini söylüyor. Kendi deneyimimden bunu ancak doğrulayabilirim — köpeğim benim için bir evcil hayvandan çok daha fazlası, o ailemden biri.
İlginç bulduğum bir nokta da yüzde 83'ün hayvanlarını kendine özgü kişilikler olarak görmesi. Tam da bu yüzden artık onu neyle beslediğime çok daha fazla dikkat ediyorum. Hayvan sahiplerinin yaklaşık yarısı, özellikle fiyatı uygunsa, böcek proteini gibi alternatif protein kaynaklarına açık. Yine de alışverişte birçokları için en önemli kriter fiyat olmaya devam ediyor.
Beni endişelendiren ise şu: Hayvanını sağlıklı bulanların oranı artık yalnızca yüzde 72; 2020'de bu oran hâlâ yüzde 80'di. Artan veteriner masrafları hayvan sahiplerinin üçte ikisinden fazlasını ciddi şekilde zorluyor ve birçoğu bunun için ayrıca birikim yapıyor. Aynı zamanda yüzde 47'si, hayvanları için bir sağlık uygulaması gibi dijital çözümler istiyor.
Sonuçta araştırma en çok bir şeyi gösteriyor: Hayvanlarımız bize duygusal olarak eşlik ediyor, ancak maliyetlerden sürdürülebilirliğe kadar yeni zorluklarla karşı karşıyayız. Umarım sektör bu sonuçları ciddiye alır.
Kaynak: Interzoo
Agria ve İsveç Kennel Kulübü yeni bir evcil hayvan anketi yayımladı; hayvanları seven biri için rakamlara göz atmak keyifli. Anketi Novus yürüttü ve 18-89 yaş arasındaki 10.284 köpek ve kedi sahibinin yanıtlarına dayanıyor. Bir önceki anket 2024'te yapılmıştı.
Asıl başlık şu: köpek ya da kedi besleyen İsveç hanelerinin oranı bir yüzde puanın biraz üzerinde arttı. Artık hanelerin yüzde 31'i, yani üç haneden birinden biraz fazlası, en az bir evcil hayvana sahip.
Köpekler çoğalıyor. Nüfus yüzde 2,7 artarak 951.000'e ulaştı ve hanelerin yüzde 15'inde köpek var. Artış en çok Stockholm, İsveç'in orta-doğusu, Småland ve güney İsveç'te görülüyor. İlginç olan şu ki, 741.000 köpek en az bir yetişkinin yaşadığı ve çocuk olmayan hanelerde yaşıyor; basın bülteni bunu yaşam tarzındaki değişimin bir işareti olarak yorumluyor.
Kediler ise 2024'ten bu yana yüzde 3,5 azalarak tahminen 1.582.000'e geriledi. Yine de kedi, İsveç'in açık ara en popüler evcil hayvanı: hanelerin yüzde 20'sinde en az bir kedi var. Özellikle 15 yaş altı çocuğu olan ailelerde çok seviliyor; bu hanelerin yüzde 30'unda kedi bulunuyor.
Agria İsveç ülke müdürü Monica Tuvelid, köpek sayısındaki artışı yılın sevindirici haberi olarak nitelendiriyor ve kedinin özellikle çocuklu ailelerde hâlâ birinci olduğuna dikkat çekiyor. Bence en ilginç olan, evcil hayvanların yaşam biçimimizi ne kadar yakından takip ettiği. Evde çocuk olmadan yaşayan insanlar arttıkça, günlük hayatı paylaşmak için köpeği seçenler de çoğalıyor gibi görünüyor.
Kaynak: Agria, TT aracılığıyla
Bezprawnik editörünün bir köpeğin tedavisinin ne kadar tutabileceğini anlattığı bir yazıyı okudum. Her evcil hayvan sahibinin bilmesi gereken önemli rakamları paylaşmak istedim.
Bir köpeği ve iki kedisi olan yazar birkaç hikâye anlatıyor. Sahiplendiği bakımsız bir köpeğin diş taşının temizlenmesi 2022'de insanlar için bir diş hekiminde yaklaşık 200 zloti tutmuş (uyuşturmasız), bir yıl sonra ise bir veterinerde 400 ila 500 zloti. Yaklaşık 10 zlotilik bir ödül maması ise köpeğin midesini bozmuş ve bir pazar günü acil bir muayeneyle sonuçlanmış: röntgen ve kusma önleyici iğne dahil yaklaşık 700 zloti, bunun 300 zlotisi de tatil gününde çalıştığı için ek ücret olarak ödenmiş. Yazar, köpeğin tüm sağlık geçmişini bilmediği ve genel şartlardaki istisnaların onu caydırdığı için sigorta yaptırmamış.
Yazıda 2026 için köpekler için tahmini fiyatlar da veriliyor. Mide burkulması genellikle 5.000 zlotiye kadar tutuyor. Çapraz bağ kopması yaklaşık 2.000 ila 6.000 zloti. Kırık bir bacak, alçının yeterli olup olmadığına ya da plak ve vida gerekip gerekmediğine bağlı olarak 1.000 ila 6.000 zloti arasında değişiyor. Kemoterapi seans başına 2.000 zlotiye, röntgen ya da ultrason 400'e, diş taşı temizliği 500'e, kısırlaştırma 300 ila 1.000'e ve bir gün hastane yatışı 400 zlotiye kadar çıkabiliyor.
Yazar, fiyatların şehre, kliniğin itibarına ve köpeğin büyüklüğüne bağlı olduğunu; büyük bir köpeğin daha fazla ilaç ve pansuman gerektirdiğini belirtiyor. Bir köpeğin ya da kedinin kan tahlilinin insanınkinden birkaç kat pahalı olabileceğini ve hayvanlar için kamusal bir sağlık sistemi bulunmadığını da vurguluyor.
Bana göre sonuç basit: evcil hayvanınız için bir acil durum birikimi ayırın ve sigorta yaptırmadan ya da reddetmeden önce şartlarını dikkatle okuyun.
Kaynak: Bezprawnik
Pek çok kişi kedinin kusmasını kedi hayatının normal bir parçası sayıyor, hatta komik videoların konusu yapıyor. CNN Brasil'de bu bakış açısının neden sorun yaratabileceğini anlatan bir haber okudum; burada özetlemek istedim.
Haber, bu bakışın ciddi sorunların teşhisini geciktirebileceğine dikkat çekiyor. Gerçek bir tüy yumağı (trikobezoar), sıkışmış tüylerden oluşan koyu renkli, silindir biçimli bir kütledir ve uzun tüylü kediler ya da mide sorunu olan kediler dışında nadiren dışarı atılır. Yemek, safra ya da birkaç dağınık tüy kusmak ise başka bir şeydir. Kedinin kustuklarının fotoğrafları ya da videoları veterinere çok yardımcı olur.
Beni ilgilendiren bir nokta şuydu: Med. Felina'dan veteriner Bruna Oliveira, sahiplerin kusma sandığı şeyin bazen öksürük olduğunu, bunun da kedi astımının belirtilerinden biri olduğunu anlatıyor. Kedi kuru ya da akıntılı öksürebilir ve sahip çoğu zaman yalnızca kedinin balgam yuttuğunu fark eder. Onun tavsiyesi net: Kedi öksürüyorsa nedenini araştırın, çünkü ne kadar erken tedavi edilirse yaşam kalitesi o kadar iyi olur.
Haber ayrıca kusma ile geri gelmeyi (regürjitasyon) ayırıyor. Kedi uzmanı Paty Bastos'a göre regürjitasyon pasiftir, belirgin bir çaba olmadan gerçekleşir ve yiyecek safra içermeden, ilk halinde geri gelir. Kusma genellikle dudak yalama, huzursuzluk ve aşırı salya salgılamanın ardından, karın kasılmalarıyla birlikte gelir. Sık geri gelme normal değildir; daha yavaş, daha küçük porsiyonlarla yemek yemek yardımcı olabilir.
Ne zaman endişelenmeli? Hasta bir kedi kısa sürede birkaç kez kusuyorsa, altta yatan hastalığın tedavisi sorunu çözebilir. Ama birkaç hafta boyunca haftada birkaç gün kusuyorsa, kedi iyi görünse ve sahip buna alışmış olsa bile incelenmesi gerekir. Bu yazıdan çıkardığım ders şu: Bir şeye alışmak, onun normal olduğu anlamına gelmez.
Kaynak: CNN Brasil
Al Jazeera Net'te, egzotik evcil hayvan piyasasında çok aranan bir sürüngen hâline gelen Umman dikenkuyruklu kertenkelesi hakkında bir haber okudum. Nadir bir hayvan almayı düşünen herkesin bilmesi gereken şeyler içeriyor.
Haber önce arka planı anlatıyor. Birkaç ay önce Umman polisi, kertenkeleyi Maskat Uluslararası Havalimanı'ndan kaçırma girişimini engelledi. 2012'de Umman'dan gelen bir yolcu, onlarca kertenkeleyle birlikte Münih Havalimanı'nda yakalandı. Yazar, hayvan başına 700 ile 1.000 euro arasında fiyatlanan yeni satış ilanlarını derledi: Almanya'da 999 euro, Avusturya'da 700, Fransa'da 800 ve Yunanistan'da 1.000 euro.
Kertenkele yalnızca Umman'ın sınırlı kıyı ve çöl bölgelerinde yaşıyor. Endemik bir tür; toprakta yuvalar kazıyor ve hayatının büyük bölümünü bunların içinde geçiriyor. Bilim insanları uzun süre bu tür hakkında yeterli bilgiye sahip olmadı. Alman sürüngen bilimci Thomas Wilms, 2002 tarihli bir çalışmada, araştırmaların başladığı 1998'den önce bilimin bildiği örnek sayısının otuzu aşmadığını tahmin etti. Ardından bilimsel bir üretim programı başladı ve esaret altında ilk başarılı üreme kayda geçirildi. Meraklılar bunu bu piyasanın başlangıcı olarak görüyor.
En çarpıcı olan, "kökeni aklama" meselesi. Bağdat Üniversitesi'nden Dr. Ömer el-Şeyhli, esaret altında üremenin başarısının, vahşi hayvanları esaret doğumlu gibi gösterip kaçakçılığa örtü olarak kullanılabileceğine inanıyor. Pro Wildlife kuruluşunun "Çalınan Vahşi Yaşam 2" raporu, Umman'ın açıkladığı ihracat ile diğer ülkelerin kayıtlarında esaret doğumlu olarak görünen çok daha yüksek sayılar arasındaki farka dikkat çekti: ABD'de 182, İsviçre'de 130 ve Hollanda'da 120.
Umman Çevre Kurumu, 2025 yıllık raporunda kertenkeleyi ekolojik açıdan önemli bir tür ve kurak ekosistemlerin sağlığının hayati bir göstergesi olarak tanımlıyor. Benim çıkarımım basit: Nadirlik fiyatı yükseltiyor, yüksek fiyat ise doğadaki hayvan için tehlikeyi artırıyor. Bu yüzden egzotik bir hayvan almadan önce nereden geldiğini sormak gerekiyor.
Kaynak: Al Jazeera Net
Zooinform'un evcil hayvanların yaşı hakkında yazdığı uzun bir yazıyı okurken birkaç rakam dikkatimi çekti. Yazıya göre Rusya'daki evcil hayvanların yaklaşık dörtte biri yedi yaşın üzerinde. Yedi yaş, istatistikler ve ürün planlaması için kabul edilmiş bir eşik; yaşlılığın tam olarak ne zaman başladığını göstermiyor. Büyük köpekler daha erken yaşlanır, küçük olanlar daha geç yaşlanır ve daha uzun yaşar. Evcil hayvanlar genel olarak bugün daha uzun yaşıyor; bunun nedeni daha iyi beslenme, erişilebilir veteriner hizmeti, koruyucu muayeneler ve aşılamadır.
Yazı ayrıca Center for the Study of Animal Nutrition and Well-being'in IPSOS ile birlikte yaptığı 2023 sayımına da atıf yapıyor: Rusya'da 49,2 milyon kedi ve 25,5 milyon köpek var; kedilerin yüzde 23'ü, köpeklerin yüzde 25'i yedi yaşın üzerinde.
Beslenme konusunda yazar, evrensel bir “yaşlı diyeti” olmadığını söylüyor. Yaşlanmanın erken döneminde olan köpekler aktivitesini kaybeder ve kolayca kilo alır; fazla kilo eklem ağrısını ve iltihabını artırdığı için çoğu zaman daha az kalorili rasyonlara ihtiyaç duyulur. İleri dönemde ise tersi olabilir: kilo ve kas kaybı, zayıflayan koku alma ve daha aromatik, enerjisi yüksek mamaya ihtiyaç. Kedilerde ön plana kronik böbrek hastalığı çıkar; bu yüzden düzenli kontrol ve izlem şarttır. İlginç bir ayrıntı: Royal Canin'in bir çalışmasında yaşlı kediler (ortalama 11 yaş), yaklaşık 37 °C'ye ısıtılmış yaş mamayı daha çok yedi; muhtemelen kokusu daha güçlü olduğu için.
Takviyeler hakkında metin dürüst: en iyi araştırılmış olanlar omega-3 yağ asitleri (EPA ve DHA), diğer birçok ürün için kanıt yetersiz ve bunlar teşhis ve tedaviyi yerine geçmez. Evde yapılabilecek pratik düzenlemeler arasında rampalar ve basamaklar, ortopedik yataklar, kaymaz paspaslar ve kap standları sayılıyor.
Sonundaki soru-cevap bölümünde, sağlıklı genç evcil hayvanların genellikle yılda bir veteriner muayenesine ihtiyaç duyduğu, yaşlıların ise yaklaşık altı ayda bir gitmesinin önerildiği belirtiliyor. Yürüyüşler daha kısa, ama daha sık olmalı. Bana göre bu metin, bir evcil hayvanın yaşlılığının bir hastalık değil, önceden hazırlanabilecek bir dönem olduğunu hatırlatıyor.
Posta'da yayımlanan bir haber, evcil hayvan sahiplerinin gündelik bütçesine dair ilginç rakamlar veriyor. Bunları sizinle paylaşmak istedim.
Haberde, Türkiye'de evcil hayvan sektörünün yaklaşık 70 milyar liraya ulaştığı belirtiliyor. Küresel ölçekte sektörün 2025'te yaklaşık 250 milyar dolar, yalnızca mama pazarının ise yaklaşık 30 milyar dolar olduğu söyleniyor. Türkiye'de satışların yarısından fazlası mamadan geliyor; kedi ve köpek maması birlikte toplamın yüzde 60'ından fazlasını oluşturuyor. Evcil hayvan besleyen hanelerin yaklaşık yüzde 70'inde en az bir kedi var.
Anadolu Pet Grup Genel Müdürü Eren Üçüncü, sektörün son yıllarda çift haneli büyüdüğünü ve premium ile süper premium mamaların genel pazardan hızlı büyümesini beklediğini söylüyor. Gerekçesi, tüketicilerin artık içerik kalitesine, protein kaynağına ve üretim güvenilirliğine bakması. Büyümenin sürücüleri olarak kentleşme, tek kişilik hanelerin artması, pandemi sonrası yaşam tarzı değişiklikleri ve hayvanların aileden biri sayılması sayılıyor. Apartman hayatına uygun olduğu için küçük ırk köpekler de ilgi görüyor.
Aylık maliyet tahminleri de dikkat çekici: yetişkin bir kedi için mama yaklaşık 500 ile 2.000 lira, premium segmentte 2.500 ile 4.500 lira arasında. Küçük ırk bir köpek için 500 ile 2.500 lira, büyük ırk için 1.000 liradan başlayıp 5.000 lirayı aşabiliyor. Gerçek tutar mamanın kategorisine, hayvanın yaşına, kilosuna ve özel beslenme ihtiyaçlarına göre değişiyor.
Haberde ayrıca Anadolu Pet Grup ile İtalyan Effeffe ortaklığıyla 2016'da kurulan Effeffe Pet Türkiye'nin Manisa Salihli'deki tesisinden söz ediliyor: yıllık 50 bin ton kapasite, 40'tan fazla ülkeye ihracat ve ihracatın cirodaki payını yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkarma hedefi. Bence akılda kalan şu: sevimli bir kedi aldığınızda aslında düzenli ve hesaplı bir gider kalemi de üstlenmiş oluyorsunuz.
Kaynak: Posta
Bir köpeğiniz ya da kediniz varsa, Tarım Bakanlığı'nın bu haberi dikkatinizi hak ediyor. 6 Ekim 2026 Salı günü bakanlık, köpek ve kedi üretim işletmelerine hayvan refahı ilkelerini uygulamaya yönelik rehberleri hazırlamak için Cakarta'da bir odak grup tartışması (FGD) düzenledi.
Hayvancılık ve Hayvan Sağlığı Genel Müdürlüğü Halk Sağlığı Veteriner Daire Başkanı I Ketut Wirata nedenini açıklıyor: evcil hayvan olarak köpek ve kedi talebi artmaya devam ediyor ve üretim artık yalnızca işletmeler tarafından değil, topluluklar ve bireyler tarafından da yapılıyor. Bakanlık, bu büyümenin hayvan sağlığı ve refahı ilkelerine uygun olmasını istiyor.
Wirata'ya göre sorumlu üretim; annenin durumunu, yavruların sağlığını, temel ihtiyaçları, beslenmeyi ve doğal davranışı dikkate almalıdır. Öne çıkan riskler arasında dişilerin aşırı kullanılması, uygun olmayan üreme yönetimi, yetersiz tesisler ve iyi yönetilmeyen akrabalı çiftleştirme yer alıyor; çünkü akrabalı çiftleştirme yavrularda genetik sorunlar riskini artırıyor. Bakanlık ayrıca alanı, hijyeni, beslenmeyi, sağlık bakımını ve doğal davranış fırsatlarının kolayca göz ardı edildiği, refahı ihmal eden toplu üretimin önlenmesi gerektiğini vurguladı.
Hukuki dayanak, Tarım Bakanı'nın 2025 tarihli 32 sayılı hayvan refahının uygulanmasına ilişkin yönetmeliği ile 2025 tarihli 34 sayılı tarım sektöründe risk esaslı işletme ruhsatlandırmasına ilişkin yönetmeliği. Hazırlanan teknik rehberlerin iyi üretim uygulamalarını, sağlık risklerinin belirlenmesini, hayvan refahı ve zoonozları, ayrıca denetim ve gözetimi kapsaması bekleniyor. Wirata, rehberlerin gerçekçi olması için katılımcılardan saha deneyimine dayanan ayrıntılı görüşler de istedi.
Bunu cesaret verici bir adım olarak görüyorum. Bir yavru köpek ya da kedi almayı düşünüyorsanız, önce annesinin nasıl bakıldığını sormak iyi olur.
Kaynak: ANTARA News
Thanh Niên'de evcil hayvanlardaki kene ve pire sorunu üzerine bir yazı okudum. Hâlâ birçok insan bunun yalnızca köpek ve kedilerin sorunu olduğunu düşündüğü için paylaşmak istedim.
Yazıya göre Hue'deki bir veteriner hastanesine, kene ve piretlerle bulaşan kan parazitlerine yakalanmış hayvanlar sürekli getiriliyor. MB Vet Huế Veteriner Hastanesi Müdürü Dr. Trần Công Bằng, yalnızca iki hafta içinde hastaneye bu hastalığa yakalanmış 30'dan fazla köpek geldiğini ve tedavi edildiğini söyledi; durumu alarm verici olarak nitelendirdi. Kene, köpeklerde yüksek ateş, burun kanaması ve idrarda kan yapan Babesia ve Ehrlichia kan parazitlerini bulaştırıyor; zamanında tedavi edilmezse ölüme yol açabiliyor. Sahiplerinin ihmali yüzünden birçok köpek kliniğe getirildiğinde zaten ölmüştü.
İnsanlar için risk de aynı derecede önemli. Yere düşen bir kene yatağa tırmanıp bir insanı ısırabilir ve bu da lekeli ateşe ya da Lyme hastalığına yol açabilir. Çocuklarda köpek ve kedi kaynaklı yuvarlak solucanlar (Toxocara) uzun süren cilt kaşıntısına, kurdeşene, öksürüğe, bulanık görmeye ve hatta nöbetlere neden olabilir. Hayvan dışkısı olan zemine çıplak ayakla basıldığında kancalı solucanlar deriden içeri girebiliyor; köpek tenyası (Echinococcus) ise karaciğer ve akciğerde kistler oluşturabiliyor ve bu genellikle ameliyat gerektiriyor.
Dr. Bằng bazı somut öneriler veriyor: düzenli olarak solucan düşürün (yavru köpek ve kediler üç aya kadar iki haftada bir, altı aya kadar ayda bir; yetişkin köpekler üç ayda bir), çiğ et vermeyin, evcil hayvanınızın başka hayvanların dışkısının olduğu yerlerde dolaşmasına izin vermeyin, evcil hayvanınızla oynadıktan sonra sabunla elinizi yıkayın, dışkıyı her gün temizleyin ve zemini dezenfekte edin. Kene ve solucanlar tam olarak kontrol altına alınana kadar evcil hayvanın yüzünüzü yalamasına ya da yatağınızda uyumasına izin vermeyin. Bir çocuğun evcil hayvanla temas sonrası tekrarlayan cilt kaşıntısı ya da kurdeşeni olursa test yaptırılmalı.
Bana göre yazının mesajı basit: evcil hayvanınıza iyi bakmak, aynı zamanda tüm ailenin sağlığına bakmaktır.
Kaynak: Thanh Niên
Köpeği ya da kedisi olan herkes bilir, veterinere bir ziyaret cüzdanı epey zorlayabilir. Keuze.nl 2026 rakamlarını bir araya getirmiş; ben de burada paylaşmak istiyorum.
Sıradan bir muayene bir köpek için yaklaşık 33 ila 86 euro, bir kedi için 33 ila 60 euro tutuyor. Akşam ya da gece acil muayene köpek için 105 ila 560 euro, kedi için 100 ila 220 euro arasında. Basit bir ameliyat köpekte 500 ila 1.500 euro, kısırlaştırma ise 389 ila 525 euro. Kanser tedavileri hızla 1.500 ila 3.000 euroya ulaşıyor. Fiyatlar kliniğe göre büyük farklılık gösteriyor. Veteriner hizmetleri bir de yüzde 21'lik yüksek KDV oranına tabi ve son yıllarda ücretler enflasyonun üç katı hızında artmış.
Hükümet yüksek maliyetlere el atmak istiyor. Devlet Sekreteri Erkens, veterinerlerin kârını sınırlayacak kurallar, ücretlerde daha fazla şeffaflık, daha iyi acil bakım ve personel eksikliğine çözüm istiyor. Şimdilik azami ücret uygulaması gelmeyecek; bu yüzden hayvan sahipleri için kısa vadede pek bir değişiklik olmayacak.
Şimdiden kendiniz neler yapabilirsiniz? Makalede üç şey sayılıyor: veterinerinizin bir zincire bağlı olup olmadığını kontrol edip ücret listesi isteyin, tedaviden önce yazılı bir maliyet tahmini talep edin ve masrafların yüzde 90'ına kadarını karşılayabilen bir evcil hayvan sigortasını düşünün. Metne göre bir köpek için temel sigorta ayda yaklaşık 15 euro, bir kedi için ayda 9 euro'dan başlıyor. Kalıtsal ya da doğuştan hastalıkların kapsamda olup olmadığına bakın, çünkü her sigorta şirketi bunları kapsamıyor. Fransız bulldog gibi bilinen solunum sorunları olan ırklarda sigorta kendini daha çabuk öder. Tedaviyi karşılayamıyorsanız, Stichting Sterk voor Dieren bazen maddi yardım sağlıyor.
Bence faydalı bir özet: gece yarısı hesap yapmaktansa önceden bir tampon birikim yapmak daha iyi.
Dünya Hayvanları Günü vesilesiyle la Repubblica, Eurispes'in İtalyanlar ile evcil hayvanları arasındaki ilişkiye dair verilerini aktardı. Beni en çok çarpan şey tezat oldu: sevgi artıyor ama faturalar da.
2026'da İtalyanların yaklaşık üçte biri en az bir hayvanla birlikte yaşıyor. 2025'teki eşitliğin ardından köpek yeniden kedinin önüne geçti (%41'e karşı %37,1). Ancak asıl değişen harcamalar: 2015'te neredeyse yarısı ayda 30 eurodan az harcıyordu; bugün bu grup %16'ya düştü, çoğunluk 31 ile 100 euro arasında harcıyor ve dörtte birden fazlası 100 euroyu aşıyor. Yarıdan fazlası yalnızca mamaya 50 eurodan fazla harcıyor.
Bence olumlu bir yanı da var: sahiplenme biçimleri değişiyor. 2017'de en çok anılan kanal evcil hayvan dükkânıydı; bugün hayvanların neredeyse %40'ı sokaktan ya da barınaktan geliyor. Zaten evcil hayvanı olanların %23'ü ekonomik nedenlerle başka hayvan almamış, hiç hayvanı olmayanların %11,4'ü ise bundan tamamen vazgeçmek zorunda kalmış.
Bunu okurken sigortalardan, köpek lehine mirastan, sosyal veterinerlik hizmetinden söz eden arkadaşlarımı düşündüm. Bir hayvanı sevmek bir ayrıcalığa dönüşmemeli. Rakamlar, bağın her zamankinden güçlü olduğunu gösteriyor — ve yalnızca iyi niyetlere değil, bakım masraflarını hafifletecek politikalara da ihtiyaç olduğunu.
Kaynak: la Repubblica