Okuduk: “Deri işçiliği nedir?” önceki bölüm, bir deri zanaatkârına göre
Nakameguro'da bir deri atölyesi işleten bir zanaatkârın, 26 yıllık deneyimi açısından “deri işçiliği nedir” sorusunu yazdığı bir makaleyi okudum. İlk bölümün konusu, yapmanın kendisindeki keyif.
Temel olarak deriyi kesmek, delik açmak ve cüzdan ya da çanta dikmek var. Ama yazar bunu “kendi ellerinden bir şeyin doğduğu zaman” olarak görüyor. Makaleye göre ilk keyif, düz bir derinin yavaş yavaş kendi eseri olmasını izlemek.
Atölyelere gelen insanlar çoğu zaman endişe ediyor: “Hantalım, gerçekten yapabilir miyim?” Ama adım adım ilerlendiğinde, diyor makale, mutlaka “şaşırtıcı derecede yapılabiliyor” diye düşünülen bir an gelir. Küçük kaymaların ve hataların yıllar sonra “ilk kez burada yanlış yaptım” diyebileceğiniz, kendi elinizle yaptığınızın kanıtına dönüşmesi fikri çok hoşuma gitti.
Yazıda el dikişine de değiniliyor. Hızlı değil, ama telefondan ve sosyal medyadan uzaklaşıp iğne ucuna odaklandığınız için zihni sakinleştiren, bir çeşit dijital detoks gibi bir zaman oluyor. Her deri parçası yumuşaklık, kırışıklık ve çizikler bakımından farklıdır; özellikle bitkisel tabaklanmış deri kullandıkça rengini ve görünümünü değiştirir. Bu yüzden yazar, işi bitirdiğiniz günün gerçek başlangıç olduğunu söylüyor. Bu cümle aklımda kaldı.
Cüzdanla başlamasanız da makale, anahtarlık ya da kart kılıfı gibi küçük bir şeyle başlamayı öneriyor: Deriyi kesin ve ilk dikişi atın. Aletleri tamamlamadan önce insanı harekete geçiren bir yazı, başlamak isteyen herkese öneririm. İkinci bölümün, yaptığımız şeylerin neden özel hale geldiği üzerine olacağı söyleniyor; devamını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
Kaynak: note
Temel olarak deriyi kesmek, delik açmak ve cüzdan ya da çanta dikmek var. Ama yazar bunu “kendi ellerinden bir şeyin doğduğu zaman” olarak görüyor. Makaleye göre ilk keyif, düz bir derinin yavaş yavaş kendi eseri olmasını izlemek.
Atölyelere gelen insanlar çoğu zaman endişe ediyor: “Hantalım, gerçekten yapabilir miyim?” Ama adım adım ilerlendiğinde, diyor makale, mutlaka “şaşırtıcı derecede yapılabiliyor” diye düşünülen bir an gelir. Küçük kaymaların ve hataların yıllar sonra “ilk kez burada yanlış yaptım” diyebileceğiniz, kendi elinizle yaptığınızın kanıtına dönüşmesi fikri çok hoşuma gitti.
Yazıda el dikişine de değiniliyor. Hızlı değil, ama telefondan ve sosyal medyadan uzaklaşıp iğne ucuna odaklandığınız için zihni sakinleştiren, bir çeşit dijital detoks gibi bir zaman oluyor. Her deri parçası yumuşaklık, kırışıklık ve çizikler bakımından farklıdır; özellikle bitkisel tabaklanmış deri kullandıkça rengini ve görünümünü değiştirir. Bu yüzden yazar, işi bitirdiğiniz günün gerçek başlangıç olduğunu söylüyor. Bu cümle aklımda kaldı.
Cüzdanla başlamasanız da makale, anahtarlık ya da kart kılıfı gibi küçük bir şeyle başlamayı öneriyor: Deriyi kesin ve ilk dikişi atın. Aletleri tamamlamadan önce insanı harekete geçiren bir yazı, başlamak isteyen herkese öneririm. İkinci bölümün, yaptığımız şeylerin neden özel hale geldiği üzerine olacağı söyleniyor; devamını okumayı sabırsızlıkla bekliyorum.
Kaynak: note
Yorumlar 0
İlk yorumu bırak, hangi dilde olursa olsun.
Yorum yapmak için giriş yap