Homelab ve Kendi Sunucun
Evde sunucular, ağ ve kendi sunucunu barındırma.
Pano moderatörü:
Henüz moderatör yok
· Moderatör seçimi
Uzun süredir kendi sunucumu çalıştırmak istiyordum ama maliyetlerden ve karmaşıklıktan çekiniyordum. Sonra Proxmox VE ile karşılaştım ve şimdi geriye dönüp baktığımda neden daha önce yapmadığımı merak ediyorum. Proxmox, Debian tabanlı, ücretsiz ve açık kaynaklı bir sanallaştırma platformu: tam teşekküllü sanal makineler için KVM, hafif konteynerler için LXC ve günlük işleri gerçekten kolaylaştıran bir web arayüzü sunuyor.
İşin güzel yanı, pahalı bir sunucuya ihtiyaç olmaması. Başlangıç noktam, RAM'i yükseltilmiş ve NVMe SSD takılmış ikinci el bir mini PC'ydi (bir Dell OptiPlex Micro): sessiz, az enerji tüketen ve 10–15 konteyner artı birkaç sanal makine için fazlasıyla yeterli. Buradaki elektrik fiyatlarıyla, boşta 10–15 watt çeken bir mini PC, rack sunucuya kıyasla çok büyük fark yaratıyor.
Kurulumdan sonra ilk iş olarak Enterprise deposunu devre dışı bıraktım ve Community depolarını ayarladım, SSH girişini anahtar ile güvenceye aldım ve Fail2ban kurdum. Ardından ilk servisler geldi: ağ genelinde reklam engelleyici olarak Pi-hole, Nginx Proxy Manager ve Portainer. Bu sıralama işe yaradı: küçük başla, bir anda yirmi konteyner birden kurma.
Kendi başıma acı bir şekilde öğrenmek zorunda kaldığım en önemli tavsiyem: İlk servisi kurmadan önce yedeklemeyi ayarla. 3-2-1 kuralına göre; Proxmox'un yerleşik snapshot yedeklemeleri bunu neredeyse fazla kolay hale getiriyor. Bu arada RAID bir yedek değildir; bunu da ancak sonradan kavrayabildim.
Sadece başla. Bir konteyner, bir servis; altyapı hakkında herhangi bir online kurstan daha fazlasını öğreneceksin. Önce sadece denemek isteyenler, öğrenmek için uygun fiyatlı bir bulut sunucusu da kullanabilir.
Kaynak: Homelab Guide
IT之家'nın haberine göre QNAP'ın dört yuvalı NAS'ı Qu405-N150-8G, JD.com'da satışa sunuldu. 8 GB belleği var ve standart 2 yıl garantiye sahip. Cihazın tek başına fiyatı 2599 yuan, 4 TB'lık bir Seagate IronWolf sabit diskle birlikte satılan paketin fiyatı ise 3599 yuan.
Tasarımı sade. Gövdesi 165 mm x 168 mm x 217 mm ölçülerinde ve net ağırlığı 2,15 kg. İşlemcisi 4 çekirdek ve 4 iş parçacıklı bir Intel N150. Üretici, 4K video dönüştürmeyi kaldırabildiğini ve sanal makineler ile Docker konteynerleri çalıştırabildiğini söylüyor; ev sunucularıyla uğraşmayı seven biri için bu büyük bir artı. Fabrikadan gelen 8 GB SODIMM DDR4 bellek 16 GB'a kadar yükseltilebiliyor.
Depolama için 3,5 veya 2,5 inç SATA disk için dört yuva var. İçeride ayrıca PCIe Gen 3 x1 arayüzlü iki M.2 2280 NVMe yuvası bulunuyor; bunlar önbellek ya da sistem ve konteyner verileri için kullanılabilir. Bağlantılar arasında iki 2.5GbE ağ portu, iki USB-A 3.2 Gen 2, bir USB-C 3.2 Gen 2 ve bir HDMI 2.1 yer alıyor.
Bana göre çift 2.5G ağ ile N150 kombinasyonu son iki yılda giriş seviyesi ev NAS'lerinde yaygın bir yapılandırma haline geldi. Çok fazla elektrik harcamadan Docker çalıştırabiliyor ve fiyatı da makul. Ancak makale yalnızca teknik özellikleri veriyor, gerçek testleri yok. Satın almayı düşünüyorsanız gürültü, güç tüketimi ve yazılım deneyimini bağımsız incelemelerden kontrol etmek daha iyi olur.
Kaynak: IT之家
Synology, Almanya için DS725neo+, DS925neo+, DS1525neo+ ve DS1825neo+ modellerinden oluşan yeni neo+ serisini duyurdu. ComputerBase bunları, yalnızca bellek yapılandırması değiştirilmiş, Plus modellerin daha ucuz varyantları olarak tanımlıyor.
Haberde belirtildiğine göre "neo", "Non-ECC seçeneği" anlamına geliyor. Bu cihazlar ECC özelliği olmayan standart bellek kullanıyor ve her zaman yalnızca 4 GB ile geliyor. DS725+ ve DS925+ 4 GB ECC bellekle, DS1525+ ve DS1825+ ise 8 GB ECC bellekle geliyor; dolayısıyla neo+ varyantlarında bellek daha az. Bunun dışında donanım, özellikler ve genişletilebilirlik Plus modellerle aynı; DSM ve uygulamaları da birebir aynı.
Üreticinin önerdiği satış fiyatında fark yaklaşık 200 avro: DS725neo+ 549 avro net, DS725+ ise 748 avro net olarak listeleniyor. Ancak perakendede fark o kadar belirgin değil: DS725+ şu anda 663 avrodan, DS725neo+ ise 629 avrodan satılıyor. Bellek daha sonra kolayca ECC belleğe yükseltilebilir.
Synology bunun nedenini, Plus modellerini de etkileyen belirgin fiyat artışlarıyla birlikte bellek piyasasının mevcut durumu olarak gösteriyor.
Ev sunucusu açısından bu ilginç bir denge. NAS'ı çoğunlukla yedekleme, medya ve birkaç konteyner için kullananların ECC'siz 4 GB ile idare etmesi muhtemel. Veri bütünlüğüne önem verenlerin ise ek ücret karşılığında ne aldıklarına dikkatle bakması gerekir.
Kaynak: ComputerBase
Hardware.com.br, küçük boyutuyla dikkat çeken bir ev laboratuvarını ele alıyor. Bir Reddit kullanıcısı r/HomeServer'da; bir güvenlik duvarı, üç mini PC, bir NAS ve evde onlarca hizmeti çalıştırmak için gereken tüm ağ altyapısını barındıran küçük bir 10 inç raf paylaştı.
İşlem gücünü üç mini PC sağlıyor. Her biri 8 çekirdekli, 16 iş parçacıklı bir işlemci ve 32 GB RAM'e sahip; toplamda 24 çekirdek, 48 iş parçacığı ve sanallaştırma için 96 GB. Sanal makineler ve LXC konteynerleri oluşturmak için Proxmox kullanılıyor. Çalışan yükler arasında Jellyfin için bir VM, Docker'da çalışan arr yığını, Portainer, Pi-hole ve Homer ile Homepage gibi panolar barındıran bir başka Docker sunucusu ve Terraria ile Core Keeper gibi oyun sunucuları bulunuyor.
Depolama, ZFS RAIDZ1 içinde dört adet 4 TB sabit diskli bir HP ProLiant MicroServer'da. Bir disk arızalansa bile verilere erişmeye devam edilebiliyor. Ham kapasite 16 TB, ancak eşlik bilgisi nedeniyle kullanılabilir alan daha az. Ağ, yönlendirme, VLAN ve SSL VPN'i üstlenen bir Fortinet FortiGate ile yönetiliyor; elektrik kesintilerine karşı ise bir APC Back-UPS 850 kesintisiz güç kaynağı koruma sağlıyor.
Bana göre en ilginç kısım evin dışında: sahibi, harici veri merkezlerinde Debian çalıştıran iki VPS tutuyor ve bunlar hub-and-spoke yapılandırmasında bir WireGuard ağıyla ev laboratuvarına bağlı. Altyapının herkese açık katmanı olarak çalışıyorlar ve ters proxy olarak Traefik kullanılıyor.
Ev laboratuvarının dev bir rafa ihtiyacı olmadığının güzel bir örneği: iyi planlama, küçük cihazlar ve düzenli bir yapıyla az yerde çok şey çalıştırılabilir.
Kaynak: Hardware.com.br
Aynı sunucuda birden fazla proje çalıştırıyorsanız er ya da geç 80 ve 443 portlarıyla karşılaşırsınız. Bu portları yalnızca tek bir süreç dinleyebilir. Selectel blogunda yayımlanan bir Habr yazısı, bu sorunun Nginx Proxy Manager ile nasıl çözüleceğini adım adım gösteriyor.
Yazar önce sorunu anlatıyor: ayrıcalıklı portlar, port başına tek dinleyici kuralı, ön yüz ve arka yüz farklı portlara ayrıldığında ortaya çıkan CORS sorunları ve HTTPS eksikliği. Ters proxy, aracı olarak trafiği alan adı ve yola göre yönlendirerek bunu çözüyor. Bir ek avantaj da, güvenlik duvarında yalnızca 22, 80 ve 443 portlarının açık olması yeterli.
Test ortamı 2 vCPU, 2 GB RAM ve 40 GB NVMe'li bir VDS; üzerinde Ubuntu 24.04 ve resmi depodan kurulmuş Docker var. Ağ docker network create proxy komutuyla oluşturuluyor, ardından veri ve sertifika birimleri bağlanmış jc21/nginx-proxy-manager konteyneri başlatılıyor. 81 numaralı yönetim panelinin yalnızca 127.0.0.1'e bağlanıp SSH tüneliyle erişilmesini beğendim.
Ardından bir proxy ana bilgisayarı yapılandırılıyor: Forward Hostname alanına konteyner adı yazılıyor, SSL sertifikası ise SSL sekmesinde bağlanıyor. Testler için traefik/whoami kullanılıyor. Uygulamanın doğrudan ana makinede çalıştığı durum da ayrıca ele alınıyor: Docker ağının ağ geçidi adresi docker network inspect ile alınıyor ve güvenlik duvarı, uygulamaya proxy'yi atlayarak erişilmesini engelleyecek şekilde ayarlanıyor.
Bazı eleştirilebilir noktalar da var. Örnekler farklı alan adlarını karıştırıyor ve imaj latest etiketini kullandığı için zamanla tekrarlanabilirlik zayıflayabilir. Yine de nginx yapılandırmalarını elle düzenlemeden evde veya bir VDS'te birden fazla servis çalıştırmak isteyenler için iyi bir başlangıç noktası.
Kaynak: Habr (Selectel blogu)
selfh.st'nin bu haftaki Self-Host Weekly bülteni, ev laboratuvarı meraklılarının bilmek isteyeceği haberleri bir araya getiriyor. Bu tür derlemeleri seviyorum, çünkü haber akışlarını tek tek okuma zahmetinden kurtarıyorlar.
Ana haber karışık bir olay: Adobe'ye açık kaynaklı alternatif olarak sunulan yeni bir yazılım paketi, mevcut projeleri kopyalamakla suçlandı. Özellikle topluluğun gözdesi Photopea hedef alındı ve geliştiricisi meseleyi ilk gündeme getirenlerden biri oldu. Merkezdeki iki proje, PhotoSuite ve PhotoCraft, birbiriyle bağlantılı görünüyor ve olayların sırası takip etmesi zor. Bülten, türev çalışmadan öte bir şey olduklarını kanıtlayana kadar uzak durulmasını öneriyor.
Dikkat çeken diğer haberler de var. Let's Encrypt, şubat 2027'den itibaren ücretsiz SSL sertifikalarının geçerlilik süresini 90 günden 64 güne indireceğini duyurdu. Bu, evde ters proxy çalıştıranlar için güvenilir otomatik yenilemeyi daha da önemli hale getiriyor. Nabu Casa, Home Assistant Cloud'un adını Home Assistant Link olarak değiştiriyor; çünkü "cloud" kelimesi artık olumsuz bir çağrışım taşıyor. Şifreli sır paylaşım projesi Hemmelig GitHub'da arşivlendi. Ev laboratuvarı kullanıcılarının sevdiği, yedi yaşındaki yayın kutusu NVIDIA Shield TV ise yapay zekânın tetiklediği donanım enflasyonu gerekçesiyle 100 dolar zamlandı.
Yazar ayrıca donanım, yazılım, işletim sistemleri, demografi ve yapay zekâ hakkında 45 soru içeren 2026 Self-Host Kullanıcı Anketi'ni başlattı. Geçen yılki ankete 4.000'in biraz üzerinde yanıt gelmişti; bu yıl iki günde 2.000 yanıt geldi. Anket 31 Ekim'e kadar açık kalacak, sonuçların kasım başında yayımlanması bekleniyor.
Bence en pratik haber sertifika değişikliği. Yenileme düzeniniz biraz kırılgansa, şimdi test etmek için iyi bir zaman.
Kaynak: selfh.st
RedesZone, ev sunucusu kuranların sık sık sorduğu bir soruyu yanıtlıyor: NAS'ın zaman zaman yeniden başlatılması gerekiyor mu, yoksa sürekli açık bırakılabilir mi?
Kısa yanıt, evet, 7 gün 24 saat açık kalabilir. NAS sürekli çalışmak üzere tasarlanmıştır, bu iş için özel depolama birimleri kullanır ve yedekleme, diğer cihazlarda yer açma ya da büyük dosyaları paylaşma amacıyla kullanılır. Elbette bir yönlendirici ya da güvenlik kamerası gibi elektrik tüketir. Ancak bu cihazlar boşta iken çok az enerji harcayacak şekilde tasarlanmıştır. Aylarca kesintisiz kullanımdan sonra bile yeniden başlatmak için zorunlu bir neden yoktur; enerji tasarrufu yapmak istemeniz ya da ona gerçekten ihtiyacınız olmaması dışında.
Yeniden başlatmanın yararlı olduğu durumlar da vardır: cihaz istemese bile işletim sistemi, donanım yazılımı veya bazı paketler güncellendikten sonra; bir uygulamanın çalışmayı bırakması, bir hizmetin yavaşlaması, web arayüzünün tuhaf davranması ya da bir bölümde hata çıkması gibi yazılım sorunlarında; donanım değişikliğinden sonra ve çalışma biçiminde büyük bir değişiklik yapıldıktan sonra. Bazen bir süreç takılır ya da bir program düzgün kapanmaz; yeniden başlatma her şeyi normale döndürür.
Bence bu, abartısız ve mantıklı bir tavsiye. Bir ev laboratuvarında pratik kural şudur: NAS'ın çalışmasına izin verin ve alışkanlıkla değil, güncellemeden sonra ya da bir şey tuhaf davrandığında bilinçli olarak yeniden başlatın.
Kaynak: RedesZone
Ev sunucusunda açık kaynaklı uygulamalar çalıştırırken kayıt işlemleri ya da şifre sıfırlama gibi nedenlerle e-posta göndermek gerekebilir. Ancak evden doğrudan e-posta göndermek bir SMTP sunucusu hazırlamayı ve gönderen alan adını yapılandırmayı gerektirir ve bu, göründüğünden daha fazla emek ister. Qiita'da bulduğum bu makale, sorunu Mailpit ve Discord ile sadelik içinde çözüyor.
Mailpit aslında e-posta gönderimini test etmek için geliştirilmiş bir araç. SMTP sunucusu olarak kullanılabiliyor ve test amaçlı bir API'si de var. Bir webhook yapılandırıldığında, mesaj geldiği anda harici bir uygulamayı çağırabiliyor. Makale bu özelliği kullanarak gelen e-postaların içeriğini Discord'a gönderen bir yapı kurmuş.
Yapı oldukça basit: Docker Compose ile çalıştırılan iki konteyner var, Mailpit ve bir webhook-handler. Webhook-handler, FastAPI ile yazılmış küçük bir Python uygulaması. Mailpit'ten gelen webhook'ları alıyor, gönderen ve alıcı bilgilerini düzenleyip bir Discord webhook'una iletiyor. Bildirime Mailpit'in web arayüzüne bir bağlantı da eklenebiliyor, böylece gerektiğinde e-postaya hemen bakılabiliyor. Webhook adresi gibi ayarlar ayrı bir .env dosyasında tutuluyor.
Dışarıya hiç e-posta göndermeden bile şifre sıfırlama e-postasının geldiğini anında öğrenebilmek pratik görünüyor. Bir homelab'da birden fazla uygulama çalıştıran biri için tüm e-postaları tek bir yerde toplamak yönetimi epey kolaylaştırabilir. Yazı 2026 Ağustos ayına ait.
Kaynak: Qiita
Küçük bir hikâye ama kendi ev ağını yöneten herkesin üzerinde düşünmeye değer. GenK'nın haberine göre, @NomadsGalaxy kullanıcı adlı bir X kullanıcısı ailesinin Wi-Fi'sini kontrol ederken bir Keurig kahve makinesinin yalnızca 10 günde yaklaşık 1 TB yükleme ve neredeyse 10 GB indirme trafiği ürettiğini fark etmiş.
Bunu, ailesinin evindeki UniFi ağ sistemine bakarken görmüş. Bu olağandışı veri hacmi Wi-Fi erişim noktalarından birini aşırı yüklemiş. Nedenini araştırmak yerine cihazın fişini çekmiş ve ailesine başka bir ürün almış. Habere göre trafiğin büyük kısmı internete çıkmak yerine iç ağda dolaşmış görünüyor; bu yüzden cihazın aile verilerini dış sunuculara gönderdiğine dair henüz bir kanıt yok. En olası neden bir yazılım hatası ya da ağda bir iletişim arızası ve yeniden başlatma sorunu çözmüş olabilir.
Haber akıllı evin daha geniş resmine de değiniyor: ağa bağlı cihaz sayısı arttıkça arıza, güvenlik açığı ya da hizmet kesintisi olasılığı da artıyor. Üretici yazılımı düzenli güncellemezse IoT cihazları saldırılar için bir giriş noktasına dönüşebiliyor; bazı ürünler ise şirket sunucularını kapattığında işlevlerinin çoğunu kaybediyor.
Benim için pratik ders şu: ev ağındaki her cihazın trafiğini gösteren bir araca sahip olmak ve IoT cihazlarını ayrı bir ağa almayı düşünmek. Rakamlar olmadan bir kahve makinesinin ne yaptığını fark etmek çok zor.
Kaynak: GenK
Ev ağı ya da küçük bir homelab işleten herkes .lan son ekini iyi tanır: yönlendiricilerin yönetim panellerinde, dahili DNS sunucularında ve kayıtlı bir alan adı olmadan cihazlara ulaşmak için kullandığımız adreslerde karşımıza çıkar. IlSoftware.it, ICANN'a sunulan bir başvurunun bunu dünya genelinde erişilebilir bir internet alan adına dönüştürebileceğini bildiriyor.
.lan üst düzey alan adı başvurusu Amerikan şirketi Coffee Danger tarafından yapıldı ve hâlâ Pre-Evaluation Processing aşamasında. Bu, alan adının onaylanmadığı ve henüz herkese açık adres kaydı için kullanılamayacağı anlamına geliyor. Başvuru, ICANN'ın 2026 yılında başlattığı ve yüzlerce şirketin katıldığı yeni üst düzey alan adı tahsisi turunun bir parçası: başvuru sahipleri arasında .browser için Google, .openai ve .chatgpt için OpenAI, .facebook için Meta ve .pec, .vps, .lab, .roma, .ciao gibi alan adları için İtalyan Aruba bulunuyor. Tüm başvurular hâlâ değerlendirme aşamasında.
Hassas nokta şu: .lan sıradan bir isim değil. Birçok teknisyen onu uzun süredir kullanıyor; örneğin nas.lan, router.lan ya da camera.lan. Dahili kabul edilen bir ad herkese açık DNS'e girerse arızalar, ağın dışına çıkan DNS sorguları ve amaçlanandan farklı hedeflere ulaşan iletişim riski doğabilir.
Ev ağlarını seven biri olarak bu haberi iyi bir hatırlatma olarak görüyorum: dahili adlar için, yerleşik alışkanlıklara güvenmek yerine bu amaçla tasarlanmış son ekleri kullanmak daha doğru. Henüz bir karar yok, ama takip etmeye değer.
Kaynak: IlSoftware.it
Korben, birçok geliştiricinin zaten kullandığı bir Cloudflare komutunu yeniden ele alıyor: cloudflared tunnel --url. Bu komut, kendi bilgisayarınızda çalışan bir sunucuyu trycloudflare.com adresi üzerinden yayına açıyor; hesap, alan adı gerekmiyor ve en önemlisi, modeminizde herhangi bir port açmanız gerekmiyor. Evde servis barındıran biri için bir projeyi kısa bir test sırasında birine göstermenin basit bir yolu.
Son eklenen özellik --allowed-mail seçeneği. Önceden bağlantıyı bilen herkes servise erişebiliyordu. Artık erişimi sizin belirlediğiniz birkaç e-posta adresiyle sınırlayabilirsiniz; tek kullanımlık kod Cloudflare Access üzerinden gönderiliyor.
Rehber, Python ile test sayfası sunan 8080 portundaki küçük bir yerel web sunucusuyla başlıyor. cloudflared, Cloudflare ağına giden bağlantıyı kuran açık kaynaklı bir bağlayıcı. Mac'te Homebrew ile kuruluyor. Debian veya Ubuntu'da ise Cloudflare'in resmi deposunu kullanmak gerekiyor; bu deponun imza anahtarı yakın zamanda değişti. Bu yüzden yazar, eski rehberlerdeki komutlar yerine güncel komutları izlemenizi öneriyor.
Dikkatimi çeken bir nokta: bu aracı yapay zekâ ajanlarıyla kullanıyorsanız, Cloudflare --allowed-mail içermeyen her komutu engelleyen bir PreToolUse kancası öneriyor. Böylece bir ajan yanlışlıkla herkese açık bir tünel açmaz.
Ev laboratuvarı için bu, port açmaya ya da VPN kurmaya hafif bir alternatif. Yine de herkese açık bir tünelin, kısa süreli de olsa internete açık bir kapı olduğunu unutmamak gerekiyor.
Kaynak: Korben